Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in
Ben mektup yazmasını beceremem, benim kalemimin ucundaki mürekkep asla aşka dokunamaz.
Yavaştır adımlarım, birbiri ardından sıralanan dağlar gibidir kaybolmuş yıllarım, gözlerimden nem sızar bastığım topraklara, ben sana temiz bir sayfa sunamam gülüm.
Özlemek mi? Hiç sorma, benim özlemim durgun denizi dalgalandırıp, çöllere pembe karları yağdırır. Issız ormanları canlandırıp ateşe verir, benim özlemim akan bir ırmak bazen de boran gibidir.
Adını anımsıyorum kimi zaman, kimsenin olmadığı ıssız bir yerde geziniyor hayallerim, tek sende olan sana koşan, sana susayan ve sende yeniden kaybolan hayallerim.
Ben çiçek olup bahçende açamam ömrüm, ben güllerin arasındaki dikenin olurum, gece kan ter içinde uyandığın kâbusun, ben sana yar olamam ancak kanayan ve hiç iyileşemeyen amansız hastalık olurum.
İçtiğin şaraptaki acı tat, başını döndüren şevk bazen güzel resim olsam da mat bir tablo olup asılı kalırım duvarında.
Ben sevgili olamam canım, ben sana güller içinde diken, sevda yolunda ölüm ümide dokunan hayal kırıklığı aşk düşmanın olurum.
Küsersin yarınlara ve asla yarının olmaz, dünü yaşar ve hep eskinin hatırasıyla bakarsın kırık aynalara.
Şimdi git, yüreğin seni hangi sahile götürüyorsa orda kal. Hangi sıcak el ellerine dokunuyorsa tut, benim ellerim de sıcak değildi. Kim saçının teline tüm varlığını bağışlıyorsa onun ol, ben sana tek varlığım olan kalbimi de vermedim nasıl olsa. Yüzüne dokunmadan yüzünün tüm hatlarını beyninde kim çizebiliyorsa ona koş, ben seni çoktan unuttum.
Ben güller içinde diken, bahar dalında çiğ, altınlar içinde gümüş,
Şimdi git, kim seni benden çok daha fazla severse o zaman gel, gel ve tükür yüzüme.
Adam genç kadına seslendi: - Bana gözyaşı borcun var!
Genç kadın sordu: - Nasıl öderim?
Adam gözlerini kırptı; - Haydi gülümse!
Gülümsedi genç kadın. Adam, cebinden mendilini çıkarıp, borcunu sildi. Ve mendilini özenle katlayıp, yine kalbinin üzerindeki iç cebine koydu.
Bir demet mor sümbül vardı kadının elinde. İkisi de bahar kokuyordu... Biri ilkbahar, diğeri güz.
Adam, seslendi yine; - Bana mutluluk borcun var!
Genç kadın, biraz mahcup, biraz şaşkın sordu: -Nasıl ödeyebilirim?
Heyecanlandı adam - Haydi yat dizlerime!
Genç kadın bir kedi uysallığında, yattı dizlerine usulca. Adam, şefkatle saçlarını taramaya başladı kadının. Saçları, güneşe ve yağmurlara hasret hiç yaşanmamış baharlara benziyordu. Çaresizliğini ördü sırasıra. Sonra saçının her teline, mutluluğun çığlıklarını bağladı adam. Yetmedi, gizli düğüm attı... Ağladı. Hava kararmak üzereydi. Dışarıda yağmur yağıyordu delice. Adam, sürekli borç defterlerini kurcalıyordu.
Genç kadının gözlerinin içine baktı; - Bana yürek borcun var!
Borcunun farkındaydı sanki genç kadın, şaşırmadı. - Bu borcumu nasıl ödeyebilirim?
Adam kollarını uzattı - Haydi tut ellerimi!
Sümbül kokusu sinmiş ellerini uzattı genç kadın. Elleri öyle sıcaktı ki, eriyiverdi bütün borcu avuçlarının içinde. Genç kadın gitmek üzereydi.
Adam son kez seslendi; - Bana can borcun var!
Kadın irkildi; - Can mı?
Sigarasından derin bir nefes çekti adam; - Evet... Can borcun var. Sensizlik öldürüyor beni!
Hoşuna gitti sözler kadının - Peki bu borcumu nasıl tahsil etmeyi düşünüyorsun?
Adam, biraz daha yaklaştı; - Yum gözlerini!
Hiç tereddüt etmeden yumdu gözlerini. Adam da yumdu gözlerini, masumca bir öpücük kondurdu kadının titreyen dudaklarına.
- Bu ne şimdi yaptığın? diyerek çattı kaslarını kadın...
Adam, pişmanlıkla, memnunluk arasında gidip geldi. Kekeledi; - Hayat öpücüğüydü!
Kısa bir sessizliğin ardından bu kez kadın öptü adamı şehvetle...
Adam, şaşırdı; - Ya senin bu yaptığın neydi?
Genç kadın kapıya yöneldi; - Veda öpücüğü!
Kalan borçlarına karşılık, yürek dolusu çaresizlik ve bir de mor sümbüllerini masanın üzerine rehin bırakıp gitti genç kadın.
Adam koştu peşinden sümbülleri geri verdi kadına. - Ne olur iyi bak umut çiçeklerime, solmasınlar...
Genç kadın sümbülleri aldı: - Merak etme, gün aşırı sularım çiçeklerini!
Adam sevindi: - Güneşe, suya gerek yok. Gülümse yeter!
Kadın gözden kaybolurken haykırdı adam, - Umutlarımı kefil yaptım. Unutma, bana aşk borçlusun!
Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,Ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını bekledim. Sen yoktun.. Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında. Her köşeyi, her parkı, her ağacı ezberledim. Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında senin adını aradım. Sen yoktun.. Evlerin duvarları birer birer üzerime yıkıldı. Her bir hücremin acısını ta yüreğimde hissederken Beni enkazın altından çekip alacak elini aradım. Sen yoktun. Özlem şarkıları ezberledim. Kimini bağıra bağıra, kimini fısıltıyla söyledim. Karanlığa haykırdım hasretimi. Sesimi duyacaksın diye bekledim. Sen yoktun.. Her yağmurla birlikte hüzünde yağdı bu kentin üzerine. Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için. Beni ıslatan yağmur olmadı. Ben senin özleminle sırılsıklamdım her mevsim. sen yoktun Hayat;merhaba dedi, bahara çiçek çiçek.Uzun kıştan sonra gelmez dediğim göçmen kuşların dönüşünü gördüm. Sen yoktun.. Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım. Kıyılarda tükettim bekleyişleRİmi. Hep sensiz gemiler geçti limandan. Ben gemicilerin hasret türkülerine eşlik ettim. Sen yoktun.. Gözümden bir tek damla yaş akmadı. Onlar sana aitti, sana kalmalıydı. Kimselere söyleyemedim acılarımı, bekleyişimin öyküsünü kimselere anlatamadım. Nice fırtınalar koptu yüreğimde. Dalgalar dövdü hayallerimi. Sığınacak bir liman, yaslanacak bir omuz aradım. Sen yoktun.. Her gece ay paramparça oldu. Her gece yıldızlar birer birer düştü sokaklara. Yıldızları saçına takıp gelmeni bekledim. Ve bir güneş gibi doğup aydınlatmanı bekledim bu kara dünyamı.